Piyasa verileri yükleniyor…
Haber Köşe Yazısı

DÜNYA DÜZENİNDE TÜRKİYE

Üretim Yapan Bir Ülke mi, Üretim Yapanların Pazarı mı Olacak?

Ercan EROĞLUErcan EROĞLU 2 dk okuma 34
DÜNYA DÜZENİNDE TÜRKİYE
DÜNYA DÜZENİNDE TÜRKİYE

Dünya ekonomisi sessiz ama tarihsel ve radikal bir dönüşümden geçiyor. Yıllardır devasa çarkları döndüren eski düzen; borç krizleri, kontrolden çıkan enflasyon ve çöken tedarik zincirlerinin enkazı altında can çekişiyor. Küresel sermayenin elitleri gidişatı pembe tablolarla perdelemeye çalışsa da gerçeği gizleyemezler: Servet birikiminin merkeze toplandığı, kitlelerin güvencesizliğe mahkûm edildiği bu sistem sürdürülemez!

Bugün tanık olduğumuz şey geçici bir dalgalanma değil; mülkiyetsizleşmenin, dijital köleliğin ve hegemonya savaşlarının harmanlandığı büyük bir çöküştür. Eski dünya can çekişiyor, yenisi ise büyük fırtınaların bağrında doğmayı bekliyor. Ya bu sessiz yıkımın kurbanı olacağız ya da tarihin akışına el koyup kendi geleceğimizi inşa edeceğiz!

1945 sonrasında kurulan ekonomik düzenin merkezinde Amerika Birleşik Devletleri vardı. ABD yalnızca dünyanın en büyük askeri gücü değildi. Aynı zamanda dünyanın en büyük sanayi üreticisi, en büyük sermaye merkezi ve en çok altın sahibiydi. Doların yükselişi, bu maddi üstünlüklerin üzerine inşa edildi. Bugün ise bu denklem parçalanıyor. Çin dünyanın en büyük üretim merkezine dönüşmüş durumda. ABD hâlâ küresel finansın, sermaye piyasalarının ve dolar sisteminin merkezinde bulunuyor. Avrupa, teknolojik ve sanayi kapasitesini korumaya çalışıyor ama çok ciddi sarsıntılar geçiriyor. Rusya enerji ve hammadde gücünü jeopolitik bir silaha dönüştürüyor. Merkez bankaları ise yeniden altın biriktiriyor. Böyle bir dünyada Türkiye'nin önündeki soru basit ama yaşamsal:

Türkiye yeni dünyanın üretim merkezlerinden biri mi olacak, yoksa büyük güçlerin arasında sıkışmış bir tüketim, montaj ve lojistik ülkesi olarak mı kalacak? Biz bu soruyu ülkemiz adına çok önemsiyoruz. Çünkü bu sorunun cevabı önümüzdeki 20-30 yılın Türkiye'sini belirleyecektir.

Bu süreçte ülkemizin avantajı: Coğrafya artık yeniden değer kazanıyor, Türkiye'nin en önemli stratejik varlığı petrol, doğalgaz veya altın değil coğrafyadır.

Türkiye Avrupa ile Asya'nın, Karadeniz ile Akdeniz'in, Kafkasya ile Ortadoğu'nun kesişme noktasındadır. Lakin coğrafya tek başına zenginlik yaratmaz. Coğrafyanın ekonomik değere dönüşebilmesi için limanlara, demiryollarına, enerji hatlarına, dijital altyapıya, nitelikli işgücüne, teknolojiye ve üretim kapasitesine ihtiyaç vardır.

Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ekonomik ilişkileri bunun en somut göstergelerinden biridir. 2025 yılında Türkiye ile AB arasındaki mal ticareti 217,6 milyar avroyu aşarken Türkiye'nin ihracatının yüzde 42,7'si AB ülkelerine yöneldi. Türkiye'nin ithalatında da AB'nin payı yüzde 35,3 düzeyinde. Dolayısıyla Türkiye'nin önündeki fırsat yalnızca Çin ile Avrupa arasında bir “köprü” olmak değildir. Türkiye, Avrupa'nın yeni sanayi tedarikçisi olabilir. Ama bunun için bugünkü üretim modelini değiştirmek zorundadır. Çünkü ucuz işgücüne, düşük katma değere ve ithal ara mala dayalı üretim modeli, Çin'in devasa ölçeğiyle rekabet edemez.

Türkiye Çin'den daha ucuz olamaz. Türkiye'nin Çin'den farklı olması gerekir.

 

 

Ercan EROĞLU, Eğitim Bilimleri Uzmanı, Araştırmacı

[email protected]

Bu haberi paylaşın
Ercan EROĞLU

Yazar Hakkında

Ercan EROĞLU

Eğitim Bilimleri Uzmanı, Araştırmacı

Tüm Yazıları

Yazarın Diğer Yazıları